http://www.GlitterMaker.com/ - Glitter Graphics
http://www.GlitterMaker.com/ - Glitter Graphics - MySpace Layouts




ÖNÜMDE EĞİLEN BÜYÜK DAĞLAR VARKEN GİDİPTE KÜÇÜK TEPELERE YALVARMAM!!! - Blogcu

ÖNÜMDE EĞİLEN BÜYÜK DAĞLAR VARKEN GİDİPTE KÜÇÜK TEPELERE YALVARMAM!!!

20/10/2009 - ayrılık ne zaman koyar??

ayrılık ne zaman koyar bilirmisiniz?
yapacak hiçbirşey bulamassınız ellerinizde derman kalmaz gözlerinizi silmekten; hiçbirşeyden zevk alamaz ama yaşamaya devam edersiniz.. aklınız karmakarışıktır size uzanan elleri bir çırpıda atarsınız yanlız kalmak istiyorum dersinizde aslında zaten yanlızsınızdır onun hayalleri ile geçer belli bir süre. onun la okadar çok şey yaşamıssınızdır ki her gününü her dakikasını mıh gibi kazırsınız da tek tek hayal edersiniz yanlız kaldığınızda. aslında yanız değilsiniz dirde size uzanan eller sizi yanlız bilir siz o hareketsiz zamanlarınızda gözlerinizi ufka dikmiş onu düşünürsünüz ...o zamanlarda bolbol -KEŞKE ile başlayan cümleler kurarsınız.. ayrılık size aşktır artık bu zamanlarda.. işin en kötü yanı onun yakınlarınızda yaşamasıdır aslında her an görmekten korkarsınız dışarı çıkamassınız dost sohbetlerine katılamazsınız
ya ordaysa ya onu görürsem düşüncesi sizi en acınası durumlara sokar beyninizde....
ya uzaktaysa o zaman ne yaparsınız ??? senden çok uzakta bir şehirdeyse ozaman ne yaparsınız? uzanabilirmisiniz ona? gidebilirmisin oralara? onu rüyalarında yanınamı alırsın saçlarının kokusunumu çekersin içine uyandığında yaşayabilmek için; o kokuyu kendine hava mı yaparsın ? yoksa onun en çok sevdiğiniz parfümünü alıp tüm odanıza mı sıkarsınız? evlilik hayalleri kurduğunuz zamanlarda ki televizyonlarda çıkan mobilya reklamlarını gördüğünüzde sbebebsiz ağlarmısınız? yada bir şarkıda en anlamsız bir şarkıda ağlayabilirmisiniz? unutma sevdiğin sana o anlamsız şarkının taklidini yapmıştı omu aklına geldide ağlarsın ey garip? ne televizyon izleyebilirsin ne şarkı dinleyebilir nede aşk filmleri izleyebilirsin. o hiç anlamadığın yabancı şarkılarda bile ağlayacak birşeyler bulursunda sora haline acırsın ben neden ağladım diye ona tekrar kavuşmakmı istersin yoksa onu bir ömür içinde hapsetmeyimi?
zamanla alışrsın bu ayrılığa,kalbinde ufak ufak kabuk bağlamaya başlar.... beynin büyük bir çelişkidedir ama kalbin kabuklarını bağlamaya başlamıştır bir komadan çıkmak üzeresinidir ama hala onu ister onu sayıklarsın ZAMAN geçer gün savulur ve sen yepyeni bir sen olursun kalbin taş bağlamış sevgiden uzak aşka inanmayan bir sen görürsün aynada....
o eski kıyafeterini giyinirsin inatla onun en çok sevdiği kıyafetleri sana hediye ettiği kıyafetleri onları giyersin işte... lakin içinde biriktirdiğin nefretmidir kinmidir adını koyamazsın karşı cinisne pislik muamelesi çekmeye başlarsın beyninde ölmüştür artık kalbin taş kesilmiş çoktan.... 3 5 ay önceki senden yeller eser durumdasındır şu anda; ne elini verirsin kimseye ne kalbini .. bu zamanlarda bir çok kır çiçeğini acımadan ezer geçersin eski senler yaratırsın bilmeden çevrende umrundamıdır diğerleri artık buz gibisin aşk yok sevgi yok üzülmek yok arsız arsız gülersin ağlattıklarına kalp kırmak çöp kırmaktan daha kolaydır artık senin için . ve hatta ağlatmaktan zevk almaya başlarsın sana yaşatılanın 1000 mislini yaşatırsın da fayda etmez içindeki nefrete... artık sen başka bir sen olmuşsundur çoktan..



MASKEni takmışsındır yüzüne gülen maskeni çevrendekiler ohh düzeldi artık deseler bile yanlız kaldığında haykırırsın göklere haykırırsın sevdiğine

-gör bak ne haldeyim diye....

 

 

alıntı

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/10/2009 - ayrılık ne zaman koyar??

ayrılık ne zaman koyar bilirmisiniz?
yapacak hiçbirşey bulamassınız ellerinizde derman kalmaz gözlerinizi silmekten; hiçbirşeyden zevk alamaz ama yaşamaya devam edersiniz.. aklınız karmakarışıktır size uzanan elleri bir çırpıda atarsınız yanlız kalmak istiyorum dersinizde aslında zaten yanlızsınızdır onun hayalleri ile geçer belli bir süre. onun la okadar çok şey yaşamıssınızdır ki her gününü her dakikasını mıh gibi kazırsınız da tek tek hayal edersiniz yanlız kaldığınızda. aslında yanız değilsiniz dirde size uzanan eller sizi yanlız bilir siz o hareketsiz zamanlarınızda gözlerinizi ufka dikmiş onu düşünürsünüz ...o zamanlarda bolbol -KEŞKE ile başlayan cümleler kurarsınız.. ayrılık size aşktır artık bu zamanlarda.. işin en kötü yanı onun yakınlarınızda yaşamasıdır aslında her an görmekten korkarsınız dışarı çıkamassınız dost sohbetlerine katılamazsınız
ya ordaysa ya onu görürsem düşüncesi sizi en acınası durumlara sokar beyninizde....
ya uzaktaysa o zaman ne yaparsınız ??? senden çok uzakta bir şehirdeyse ozaman ne yaparsınız? uzanabilirmisiniz ona? gidebilirmisin oralara? onu rüyalarında yanınamı alırsın saçlarının kokusunumu çekersin içine uyandığında yaşayabilmek için; o kokuyu kendine hava mı yaparsın ? yoksa onun en çok sevdiğiniz parfümünü alıp tüm odanıza mı sıkarsınız? evlilik hayalleri kurduğunuz zamanlarda ki televizyonlarda çıkan mobilya reklamlarını gördüğünüzde sbebebsiz ağlarmısınız? yada bir şarkıda en anlamsız bir şarkıda ağlayabilirmisiniz? unutma sevdiğin sana o anlamsız şarkının taklidini yapmıştı omu aklına geldide ağlarsın ey garip? ne televizyon izleyebilirsin ne şarkı dinleyebilir nede aşk filmleri izleyebilirsin. o hiç anlamadığın yabancı şarkılarda bile ağlayacak birşeyler bulursunda sora haline acırsın ben neden ağladım diye ona tekrar kavuşmakmı istersin yoksa onu bir ömür içinde hapsetmeyimi?
zamanla alışrsın bu ayrılığa,kalbinde ufak ufak kabuk bağlamaya başlar.... beynin büyük bir çelişkidedir ama kalbin kabuklarını bağlamaya başlamıştır bir komadan çıkmak üzeresinidir ama hala onu ister onu sayıklarsın ZAMAN geçer gün savulur ve sen yepyeni bir sen olursun kalbin taş bağlamış sevgiden uzak aşka inanmayan bir sen görürsün aynada....
o eski kıyafeterini giyinirsin inatla onun en çok sevdiği kıyafetleri sana hediye ettiği kıyafetleri onları giyersin işte... lakin içinde biriktirdiğin nefretmidir kinmidir adını koyamazsın karşı cinisne pislik muamelesi çekmeye başlarsın beyninde ölmüştür artık kalbin taş kesilmiş çoktan.... 3 5 ay önceki senden yeller eser durumdasındır şu anda; ne elini verirsin kimseye ne kalbini .. bu zamanlarda bir çok kır çiçeğini acımadan ezer geçersin eski senler yaratırsın bilmeden çevrende umrundamıdır diğerleri artık buz gibisin aşk yok sevgi yok üzülmek yok arsız arsız gülersin ağlattıklarına kalp kırmak çöp kırmaktan daha kolaydır artık senin için . ve hatta ağlatmaktan zevk almaya başlarsın sana yaşatılanın 1000 mislini yaşatırsın da fayda etmez içindeki nefrete... artık sen başka bir sen olmuşsundur çoktan..



MASKEni takmışsındır yüzüne gülen maskeni çevrendekiler ohh düzeldi artık deseler bile yanlız kaldığında haykırırsın göklere haykırırsın sevdiğine

-gör bak ne haldeyim diye....

 

 

alıntı

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/2/2008 - Bir Pazar Sabahı ÖLÜ Düşlere Otopsi

Kategori: SENSIZLIK

 


Yüreğimin devrik hükümdarlığı isyanın eşiğindedir..
Ve artık her şeyin boşluğunda salınırken,her şeyden tanım çıkarmaya ve anlam bulmaya zorlanırken yabancılar kolonisidir her bildik yüz...
Bir amaçsızlık yatağına varmaktadır her eylemimle içimde yükselen nehir...
Şimdi;
Her yaşadığım bir fotoğraftır... İncelen ve giderek soluklaşan her bakışta,
kalbimde bir telaş hazırlanır yeni bir yaşama............
Yaşama ve aşka dair gizlerim ayaklandığında bir özlem parçalar sızlayan yüreğimin kapakçıklarını...

 

Nabız zorlar, çözerim gözlerimi,
kendimle oynadığınım oyunu bitiririm..

Gelmeye çalışırım gittiğim yerlerden zordur kendime dönüş, artık bilirim..........
Şimdi, gecenin bir vakti, erken ve hesapsız devinimlerimde inceldiği yerlerden kopmasına izin verdiğim bir şeyleri bağlamaya çalışıyorum...
Onarılması zor yanlarımı anestezik yazılarla uyuşturuyorum...
Herkese bir şeylerin açıklamasını yapmaya çalışan ben, herkesin sorunlarının cevap anahtarlarını çoğaltmaya uğraşan ben, anahtarını kaybetmiş bir çilingir gibi dışarıdayım şimdi...
Üşüyorum, sabah güneşinin aydınlığı ortaya çıkarıyor karanlığımı ve ben karanlıkta görebiliyorum ama üşütüyor beni görebildiğim her şey...
Üflediğim zaman geçmişin tozlarını, geleceğin pasları ortaya çıkıyor sanki...
Hiç tanımadığım insanlar hakkında bildiklerimi, kendime ait bilgisizliğe dönüştüren ne???
O bir türlü dindiremediğim en derinlere inebilme isteği mi???
Yoksa başkalarının yaşamlarını, aşklarını, acılarını paylaşırken, bir türlü kendi iç dökümünü kimseye yapamayan kalbim mi???


Nedir, içimi en acıyan yerlerinden mühürleyen?
Nedir insanı en yükseklerden kuytulara sürükleyen?

Ve konuşur içim, dudağımı ısırırken düşlerim:
"Aşk; ihanetine bile ihtiyacım var...
Artık biliyorum... Yokluğunda çoğalıyor yokluklar..."


 


Şimdi ben, vaktin ağır aksak ivmesinde, bir sigara paketinin arkasına yazmış olduğum imlası alkollü şu satırları okuyorum:
"Gözlerimle kurşuna dizebilmek için seni, son bir hoşçakal ıssızlığını
yaşayabilmek için geldim kapılarına korkma ; içeri girecek değilim sadece kapına asılı kalsın istedim dualarım, gözlerim ve tüm düşlerim..."
Bir "Hoşçakal" ıssızlığıyla kalmak nedir bilir misin?......
Bilir misin ardından kapanan kapılara asılı kalan göz bebeklerinin inanılmaz harabeliğini?
Tüm anlamlarını kaybetmiş bir alfabeyle, "Lütfen" kelimesini kekeleyebilir misin? Defalarca yutkunarak ve direnmeye çabalayarak gözlerini sürüklemeye hazır sele, nasıl "Kendine iyi bak" denir bilir misin?
"Sen de" dendiğinde çoktan dağılmış yanlarını saklayabilir misin?....
Aşkın ihanetini bile özleyecek kadar, Aşkı sevebilir misin?......



 

Aynaya baktığımda bu sabah, canlanmak için sabırsızlanan bir heykel duruyordu karşımda...
Nedense bu sabah erken başladım içmeye, nedense erken uyandı, içimdeki kozasını kalın ören duygu sinsilesi. Kozasından çıkabilmek için tek kanadını feda etmeye hazır bir kelebek gördüm içimde bu sabah. Ve hatırladım ne kaldıysa dün geceden...

Suskunluğum yeni cinayetler tasarlıyordu,
Eski tanıdıklar geçiyordu içimden...


 

Üçüncü tekil şahıs olarak, nesnesiz ve kimsesiz kurabildiğim tüm cümleler, tek tek yıkılıyor işte bu sabah...
Kendimi düelloya davet ettim bu sabah. Senin için düello eden iki erkek, ikisi de benim...

İkisi de ölecek ve sen gideceksin, ben kalacağım cesedimle, yine gömüleceğim içime, kendimi bulamayacak kadar derinlere...
Oysa ne kadar huzurdun, ne kadar bendin, biliyorum belki uzaktın ama o gece uyuduğumda suydun, başucumdaydın..
Uyandığımda yoktun devrilmişti bardak akmıştı su...
İçimde; bir düşün yükseklerden düşme korkusu...
Okuduğun bu darmadağın yazı, darmadağın bir Pazar sabahında kendime özgü bir sen anlatımıdır sadece. Satır aralarında saklı hiçbir anlam kendimden sakladığım,yüzleşmeye korktuğum anlamları açıklayabilecek kadar cüretkar değil...

 

 

Seni özledim sevgilim...
Sana sevgilim dememi yadırgıyor musun sevgilim?

Çocuk yanlarımın kimliğini sana gösterebilmek isterdim sevgilim...
Aşkın ihanetine bile ihtiyacım olduğunu bilebilmeni isterdim,
Sevgilim...

Çok eski bir zamanda ailesiz, oyunsuz, şaşkınlığını ve açlığını örtbas etmeye çalışan gözleriyle, kimseyle konuşmayan, baktığı her şeyi anlamaya ve küçük aklına sığdırmaya çalışan bir çocuk varmış. Üşümesini ve açlığını sıcacık düşleriyle örtermiş küçük çocuk...
Susarmış susmasına, düşleri büyürmüş, bedeni açlıktan küçülürken yine de direnmeye çalışırmış küçük busesinden taşan yaşlarına...
Bir gün düş tacirleri gelmiş küçük çocuğun büyük şehrine...
Büyük paralar veriyorlarmış büyük düşlere...
Açlığından, üşümesinden bitkin düşen küçük çocuk daha fazla dayanamamış. Satmış düşlerini...
Sahip olduğu tek varlığını da takas etmiş düş tacirleriyle..
Aldığı paralarla karnını doyurmuş, üstünü örtmüş küçük çocuk. Ama şimdi daha çok üşüyormuş..
Şimdi midesi aç değilse bile içinde bir yerlerde bilemediği bir yanları acıyormuş tokluk açlığından...

 

 


Şimdi senden bana kalan ne bir resim ne de yüzünü anımsatacak bir hayal bıraktın zaman denilen ve senden olan şerefsizin işbirliğiyle...
Ama sen unuttun mu yoksa şizofren oyununda sürükleyici bir sahne yaratma düşüncesi miydi bilmiyorum...
Seninleyken yap-bozundaki yanlış adlandırmalarına kurban giden soğuk benliğime ters kaynayan kalbimin alt katındaki eksik çocukluk geçiren mide ağrılarım seni hatırlamaya ve yaşamaya yetiyor.Onun için ülser krizim
başladıkça sen daha bir sen oluyorsun ruhum tırmıklanırken midem ağrıyor ve kalbim aldanıyor yine aldatan sana...


 

Satılık düşün var mı sevgilim?
Bu yazının ilk harfinden bu yana üç saat geçti. Bu yazıyı yazan parmaklardan kaç ömür geçti, kaç ütopya kendi okyanuslarında kayboldu sen bilemezsin...

Kaç Eylül' de dirildim daha Mayıs'taki cesedimi toprağa vermeden.
Kaç kere bu mevsimde kıyılara vurdum, karasularımın genişliğinden...
Yılın en güzel ayı Eylül değil mi sevgilim?
En güzel anın sen olduğun bir mevsimde...

 

Hikayelerim bittiği zaman, sana çocukluğumu anlatırım... Sıkılmayasın ve hüzünlenmeyesin diye başka çocukluklardan mutlu alıntılar bile yaparım. Aşkın, onurun ve iyi bildiğim her şeyin, çocukluk kütüphanemdeki kitaplarımda yazılı kaldığı zamanlarımı anlatırım sana. O kitapları okuyarak nasıl büyüdüğümü, büyüdükçe küçülmenin ne olduğunu anlatırım...
"Çocukluğun bittiği zaman ne anlatacaksın?" diye sorma sevgilim...

Çocukluğum bittiği zaman kendimi terk ederim...


 


Bu yazı bir pul istemez sevgilim...
Bu Pazar sabahı hissettiğim her şeyin, bir ana fikir istemediği gibi...
Keşif atlaslarında ikimizi işaretlemeye kalkıştığım bu Pazar sabahında, bildiğim tüm gemicileri konuk ettim sana yazdığım bu yazıya...
İstedim ki bağlayabilsinler inceldiği yerden kopmasına izin verdiğim onca şeyi...
Amacım; en çözülmez düğümde buluşmaktı seninle...
Sonbaharın en inatçı yaprağıyla dalı gibi...



 

 

Şimdi uzaktasın
Yaşıyorsun kendi şehrini

Surlarında boşuna bekleme geceni
Bir Pazar sabahı şehrine geleceğim sevgilim
Gözlerimle kurşuna dizebilmek için seni....

 

 

 

Artık Pazar değil, sabah da değil...
Kendinden bir şeyler çıkarmaya çalışmanın, en karanlık labirente girme cüreti istediği, birimi umursanmaz, bir dingin zaman şimdi...

Seninle ve kendimle konuşmaya başladığım, giderek, tanımadığım insanlara şahitlik yaptığım zamanların, tutanakları bu harfsel coşku. Tahribatı yüksek, zaman ayarsız duygular sana yapmaya çalıştığım tarifler. Akan suyun, yatağını bulduğunu sanıp durgunlaşması, yatağından kovulup tekrar çağlaması bu sezinlediğin gel-gitler...
Aslında; gidilecek yerin aynı olması bu gelmeler...



 


Barındıracak anlamı bile olmayan yerlere sığınmayacak kadar cesur, sığındığı yerlerde fazla kalamayacak bir göçebe kadar korkak olmanın gel - gitleri siniyor kelimelere...
Yine de bu yazıya başladığımda biliyordum keşif atlaslarında ikimizi işaretlemenin zorluğunu...

Yırtılan onca yelkenime rağmen hazırdım fırtınalarının hırçınlığına....
Kayıp adaları geçecektim,
En derin okyanusları içecektim,
Yeni kıtalarda oyalanmayıp bulacaktım şehrini,
Gelecektim...
Gözlerimle kurşuna dizebilmek için seni...
Adressiz sorgulara bulaşmayan, hiçbir nedene ihtiyaç duymamasına rağmen, çok sebebini kendi içinde gizleyebilen, zamanı bazen birimsiz, bazen çekilmez bırakan, dibine kadar yaşanmasını kendiliğinden zorunlu kılan, duygusal bir coşkuydu yaşadığımız...




 

Göz ucuyla aşka bakarken gizliden gizliye,
Adlandırmaya çalıştığımız....

Yokluğun, ismi bile henüz konmamış bir çocuğun ağlamasıdır şimdi. Yine de o çocuk ödedi ne varsa aşkın vasiyetinde yazanı. Ve ben bir vasiyet gibi saklıyorum ne kaldıysa bana senle yaşanan özlemi...
Bir Pazar sabahı ansızın ve hiçbir şeyin hesabında olmaksızın çıkıp geleceğim geleceğim şehrine gözlerimi bırakacağım gözlerine ve birkaç kurşunu...

 

 

 

Yığılıp kalabilmek için ellerine...

 


 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/1/2008 - BiR HaYaL KıRıKLıĞıYıM BeN şİmDi

Yaşamaya geç kaldıklarım ve yaşayamadıklarım varya hani...

Hepsi birer hayal kırıklığı bende şimdi...

Hayat dolu ben boş....

Kuracak hayalimde yok...

Hayal kurabilecek gücümde...

Hayal kırıklığını bilirmisin sen?

Nasıl bir zehirdir o?

..

Hadi!

Sende boş ver beni..

Hayatı terkedeli çok olmadı belki ama..

Baksana hayat çoktan terketmiş beni!..

...

Şimdi...

Bende bi hayal kırıklığıyım işte..

Geçmişim..

Yaşadıklarım..

Hayal kırıklıklarım..

Gözlerimin yaşı..

Yüreğimin aşkı..

Söyle daha ne sayayım?..

...

Yoksa böyle olmak yakışmıyor diye;

Yüreğimi..

Aklımı ..

Fikrimimi atayım?

..

Yüzüme bakmayın neyin var diye!

Gerçekten'' hiçbir şeyim yok'' artık...

Hiç bir şeyde gözüm yok..

Hiç bir yüreğin yüreğimde izi yok artık...

İnanırmısın bilemem ama galiba yüreğimde yok artık...

..

Bi boşluk içimdeki...

Tahammül edemediğim bi karanlık çıkmaz ..

...

Giderken sadece gitti sanıyordum...

Giderken yüreğimide götürdüğünü bilemezdim değilmi?..

..

En sancılı gecelerimde gözlerimde bir düş...

Kimse bilmez bilemez karanlıklarda kayan yıldızları seyrettiğimi...

Kimse duyamaz hıçkırıklarımı...
Kimse geri getiremez kaybettiğim geçmişimi...
Sevdiğimi...
Deliler gibi sevdiğim erkeğimi...
..
Bugünden kimse bilemez geleceği belki..
Ama ne olur ;

Geri getir giderken götürdüğün yüreğimi...

 

 

alıntıdır...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/1/2008 - Sayki bu kadın gitti,masal bitti!!!

Kategori: SIMDIGIT

Senin ki sesin rüzgar, varlığın hayal, renklerin uçuk ve tebessümlerin kaçamaktı. Küçük bir hıçkırıktın gecemin sessizliğine damlayan. Sen ki yaşanılmaya çalışılan bir düş yangını. Çek gemilerini benim sularımdan..

Bütün kıyıları kurşunlamış , bütün suları bıçaklanmış bir denizdeyim. Rengine rehnedilmiş bir gece giydiriyorum üstüme.
Şakacı bir sitem iliştiriyorum usulca yokluğuna.
Bir bilsen aklımdakini! Sustumsa alıngan bir cümlenin kahrını düğümlemeyesin diye.
Sen ki ilk vazgeçemeyişim, ilk kıskançlığım, ilk ömrüme yazdığım, uzaklardan sevdalandığım, kızdığım, affetmediğim, affedemediğim. Olmayacak bir duaya amin demek gibi sevdiğim , hep geç kaldığım.
Saatini şaşırmış dönüşlerin bir anlamı yok. Şimdi sen geç kaldın.
Say ki bu kadın gidiyor, karanlığın ve kalabalığın zifirine savurmuş yüreğini
Aklında hep cehennem, ateş , yalan , ayaklarında bir eşkıya sessizliği, yüreğinde ihanetin fısıltıları olan bir adam sevdim ben. Bir intihar cesaretiydi bomboş varlığına, dopdolu varlığına tutulmak. Sevdikçe bir yıkımı çoğaltıyordum içimde darağacı lezzetinde .
Say ki bu kadın gidiyor, ayrılığın izini sessizliğe gürültüsünü yüreğine savurmuş.
Yağmurda yağıyordu ölüm kadar sevdiğim senden giderken ve ben tıpkı ölüm gibi haklıysam ve ölüm gibi gidiyorsam ve sen ölüm kadar acımasızsan anladım ve ilk durakta indim aşkından.
Say ki bu kadın gidiyor, aklı şaşmış yollarının , ıssızlığın orta yerine demirlemiş yüreğini.
Senin ki sesin rüzgar, varlığın hayal, renklerin uçuk ve tebessümlerin kaçamaktı. Küçük bir hıçkırıktın gecemin sessizliğine damlayan. Sen ki yaşanılmaya çalışılan bir düş yangını.
Çek gemilerini benim sularımdan..
Say ki bu kadın gidiyor , gölgelerinden sıyrılıp , yol yordam bilmez düşlerini adımlıyor.
Sen ki mavi bir abdest alıp tesbihi eksik gecelerimde içimde namaza duran sevdam. Sen ki bütün yansımana günah duygusu bulaştıran adam. Ben ki hiçliğe açılan kapının eşiğinden gitmeye geç kalmış kadın.
Say ki bu kadın gitti, masal bitti!!!

 

alıntıdır

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

HaksIzLIk Önünde EgiLmem Çünkü HakkImLa ßeraßer Gururumuda Kayßetmiş Olurum..ßen Tekim ßenim ßeyaz Sayfamda KaLemimde SiLgimde SevdikLerimin ELinde..ßen YazarIm ßen SiLerim!
SON YAZILARIM

ayrılık ne zaman koyar??
ayrılık ne zaman koyar??
Bir Pazar Sabahı ÖLÜ Düşlere Otopsi
BiR HaYaL KıRıKLıĞıYıM BeN şİmDi
Sayki bu kadın gitti,masal bitti!!!
yitik aşkın prensi
Yokluğumla iyi geçinmeye bak
SEN BİTTİ SAY BEN ÜÇ NOKTA KOYUYORUM ....
SONSUZA DEK AĞLA....
KOŞTUM SANA..
YÜREĞİMİ EZE EZE VEDA ETTİM SANA....
GÖZLERİNE DEĞMEDİĞİM BİR ADAM SEVDİM...
SENİ HEP SEVİYORUM AMA KORKARIM KENDİMİ SEVMİYORUM NİCEDİR..
MERCAN SAATLERİ
ölüRmüydün sanki sevsen beni??
KALPSİZLERE İNAT YENİDEN GÜLÜMSERMİSİN??
SON KEZ..
kimbilir hangi sakinliğin saatindesin..
AY KIZILA BOYANDI BU GECE
NEDEN BU KADAR DAĞITTIN YATAĞIMI??
BİR YAZI YOKKİ SENİ DÜŞÜNMEDEN YAZDIĞIM
sürüklüyorum çaresizliğimi
SENİ YAŞIYORUM
ﮓeniﺄ ﮕevﺂﬠﻩrﺙm
DÜŞLERİNDE NASILIM İNAN BİLMİYORUM..




Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
ARŞİV
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

ARKADAŞLARIM

Özkan Özdemir
mansur
uğur yeşilova
pptyyldz
gfbfth
uslyc
apollo041
psiqolady
egglence
acikalin
samiyecomak
mavismor
yusufnurlum
karakan52
institute
bilimdunyasi2007
thermal
horseracing
sessizsiniz